Tunus… Afrika’nın Akdeniz’deki nadide ülkesi…
Tunus’a son yıllarda 6 kez seyahat ettim.
12 milyona yaklaşan nüfusuyla Arap coğrafyasının mistik bir harmanı var karşımızda.
Her şeyden önce Tunus, Afrika’da gördüğüm en canlı ülkelerden birisi.
Doğası etkileyici, mimarisi estetik ve pazarı cezbedici.
Özellikle insanları: Sıcak, girişken, canlı, enerjik ve samimi!
Tunus aslında binlerce yılda sentezlenen bir miras üzerine kurulmuş bir medeniyet. Tarihin en büyük uygarlıklarından birinin coğrafyasına ev sahipliği yapıyor: Kartaca Medeniyeti!
Tunus, 1956’da Fransa’dan ekonomik bağımsızlığını aldı.
Yenilenme, toparlanma, mücadele, özgürleşme mücadeleleriyle geçen onlarca yılın ardından İslam coğrafyasında kendinde saygın bir yer edinmeyi başardı.
Ancak tarihler 2010 yılının 14 Eylülünü gösterdiğinde o çok ünlü protestoların fitili ateşlendi. Ülke bir anda yangın yerine döndü.
Halk ayaklanmış, gösteriler artmış, şiddet olayları hız kazanmıştı. Ekonomi dibe vuruyor, sözde ‘Bahar’ dalga dalga ülkenin farklı yerlerine yayılıyordu.
Tunus, o dönemde çalkantılı günler geçirdi. Denedi, değişti, yıkıldı ve yenilendi.
Ancak son gelinen noktada, elde edilen kazanımları en çok koruyan ülkelerden biri oldu. Şu anda, özellikle yüksek alım gücü ve işsizlik oranlarında istenilen noktaya gelinmese de Tunus, Arap Baharından en hızlı ‘sıyrılan’ ülke olarak göze çarpıyor.
2000’lerin başında yakaladığı devinimi sürdürmeye çalışıyor.
Tunus hükümete 2016 yılında 2020 yılına kadar devam edecek 5 yıllık kalkınma planı yayınladı. Enerji, sanayi, lojistik, turizm, eğitim, altyapı, tarım gibi birçok alanı kapsayan bu heyecan verici plan ‘Tunus2020’ adıyla tanıtıldı.
Bugünden Tunus 2020’nin başarısını kestirmek güç gözüküyor ancak plan oldukça umut vadeci.
Bugün ülke yüzde 1,5 – 2 ekonomik büyüme oranlarıyla ilerliyor.
Genel kanının aksine alım gücü ve kişi başı GSMH yabana atılacak cinsten değil. Bu sebeple ülke birçok küresel oyucunun radarında.
Tunus’a son yıllarda 6 kez seyahat ettim.
Tunus’un sokaklarında estetik mimariyi izledim, mutfağındaki eşsiz lezzetleri denedim, coğrafyasındaki çarpıcı doğayı gördüm. İnsanlarıyla görüştüm, tartıştım ve vakit geçirdim.
Defalarca Afrika’yı ziyaret ettim ve yüzlerce insana eğitim verdim. Şu ana kadar bulunduğum hiçbir Afrika ülkesinde eğitime bu kadar pozitif yaklaşım sergileyen bir ülkeye rastlamadım.
Eğitimlerde yakalanan kimya ve çalış taylarda yaptığımız işbirliği oldukça yüksek seviyede.
Gördüğüm kadarıyla Tunus halkı, değişime ve gelişime diğer birçok Afrika ülkesinden daha açık.
Yenilenme ülkede üretimin ve kalkınmanın önünü açacak hammaddeyi üretme konusunda umut verici.
Tunus sokaklarında attığınız her adımda yenilenen bir ülkenin izlerini görmek mümkün. Çünkü halk, uzun vadeli kazanım için kısa vadede zorlanmayı göze almış gözüküyor.
Ne geçmişteki Fransız sömürgeciliği, ne de Arap Baharının şiddeti yıldıramamış Tunus halkını. Zorlu geçen bu süreç aksine her zamankinden daha çok şey öğretmiş onlara. Olaylar, halkı ekonomik toparlanma adına hırslandırmış.
Gelecek yılların zorluklarına karşı gardını almış, hazır bir ülke var karşımızda.
Elbette Tunus’un işi hiç kolay değil. Hızla değişen iktisadi dalga günümüzün dünyasında kolaylıkla dengeleri alt üst edebilecek güce sahip. Politik oyuncuların etkileri yadsınamaz düzeyde etkili ve zorlayıcı.
Tunus tarih bagajındaki birikimi en etkili şekilde kullanmaya kararlı. Gelecek dönemde Afrika’da en cezbedici ülkelerden biri olacağı kesin.

